Kanuni Sultan Süleyman

Bilgibanka, Hoşgeldiniz
Şuraya atla: kullan, ara

Kısaca

  • I. Süleyman veya Kanuni Sultan Süleyman Süleyman-ı evvel Doğum Tarihi: 6 Kasım 1494veya 1495, Trabzon – Ölüm Tarihi: 7 Eylül 1566, Zigetvar, 10. Osmanlı padişahı ve (89.) İslam halifesi. Divan edebiyatı'nda Muhibbi ve birçok Batı ülkesinde Muhteşem Süleyman olarak da bilinir. Ayrıca (10. Osmanlı sultanı) olması sebebiyle On numarayı tamamlayan manasına gelen Saibü'l Aşereri'l Kamilet de denmiştir.
  • 1520 yılında, I. Selim'in[1] ardından tahta çıktı. 1521'de Belgrad, 1522'de Rodos, 1526'da Mohaç, 1534'de Bağdat ve Tebriz, 1538'de Boğdan'ın tamamı ve Preveze, 1541'de Macaristan'ın tamamı, 1543'de Estergon, 1551'de Trablusgarp, 1553'de Safevi topraklarının bir kısmı, 1566'da Zigetvar I. Süleyman tarafından fethedildi. I. Selim'den 6.557.000 km2 olarak devraldığı Osmanlı İmparatorluğu'nu, kırk altı yılda 14.893.000 km2'ye ulaştırdı (Avrupa'da 1.998.000 km2, Asya'da 4.169.000 km2, Afrika'da da 8.726.000 km2 olmak üzere). Zigetvar fethedilmeden 1 gün önce, 6 Eylül 1566 tarihinde hayatını kaybetti.
  • (45 yıl 3 ay 7 gün) padişahlık yaptı. Saltanatının 2745 gününü (7,5 sene) at sırtında seferlerde geçirdi. 13 büyük seferinde at üzerinde yaklaşık (43 000km) kilometre kadar mesafe katetti. 21 eyalet ve 250 sancaktan oluşan Osmanlı Devleti çok geniş sınırlara ulaştı.

Çocukluk ve Gençlik Yılları

  • I. Süleyman, günümüzde Türkiye'nin “Trabzon” şehrinde, 6 Kasım 1494 tarihinde doğdu. Babası I. Selim Yavuz, annesi ise “Ayşe Hafsa Sultan” idi. Yedi yaşında bilim, tarih, edebiyat, din ve askeri taktikler için İstanbul'da yer alan Topkapı Sarayı'ndaki Enderun'a gönderildi. Din dersi dışında Karakızoğlu Hayrüddin Efendi'den tarih, edebiyat ve fen dersi aldı. Özel mesleği kuyumculuktu. Genç yaşlarda Pargalı Damat İbrahim Paşa'nın arkadaşı oldu.
  • Süleyman, Şebinkarahisar ve Bolu Sancakbeyi olarak atanmak istendi. Fakat Amasya Sancakbeyi olan amcası Şehzade Ahmet bu olaydan hoşnutsuzluk duydu. Bu sebepten 1509'da, Kırım'da bulunan Kefe Valiliği'ne atandı. 1512'de babası I. Selim'in tahta çıkmasıyla Manisa Valiliği'ne atandı. Babası I. Selim'in 1520'de ölümü üzerine Manisa'dan İstanbul'a geldi ve tahta çıktı 30 Eylül 1520. Sultan Süleyman'ın erken bir tanımlaması Venedik elçisi “Bartelemeo Contari”'nin gelişinden birkaç hafta sonra elde ediliyordu. Contari Şöyle demiş
O yirmi beş yaşında, uzun fakat sırım gibi ve kibar görünüşlü. Boynu ince çok uzun, yüzü ince, burnu kartal gagası gibi kıvrık. Gölge gibi bıyık ve küçük sakalı var. Bunlara rağmen hoş çehreli. Derisi solgunluğa meyilli. Çalışmaya düşkün, (bilgili), mahir bir efendi olacağı söylenir. Bütün insanlar onun (hükümdarlığında) iyilik umut ediyor..diye ifade etmektedir.
  • Babasına büyük bir cenaze töreni düzenledi ve Sultan Selim Camii'ni yaptırdı.Yeni padişah Silahdarlara (1000 akçe) başiş verdi gündeliklere (5 akçe) zam yaptı. Bütün kimsesizlere (4 akçe) dağıttı. Yeniçerilere (3000 akçe) bahşiş verildi. Bir çok para daha verildi. Her padişah tahta çıktığında cülus bahşişi verirdi. Bu uygulama 18. yüzyıla kadar sürdü.Süleyman, ceza vermekten de geri durmadı. Kaptan-ı Derya Cafer Bey ve birkaç silahdar halka zulmettiği gerekçesiyle idam edildi.Bu yaptıkları onun (Kanuni unvanını) almasında önemli rol oynadı..

Seferler ve Olaylar

Canberdi Gazali İsyanı

  • I. Süleyman'ın padişahlığı sırasındaki ilk isyan I. Selim zamanında Şam Beylerbeyi olan (Melik Eşref) ünvanıyla hükümdarlığını ilan eden şam Valisi Canberdi Gazali tarafından çıkarılmıştır. Vali Bu oğlancığa padişahlık nasıl olurmuş göstereceğim, babasından kalan hesabı ödeteceğim. diyordu. Memlük Devletini yeniden kurmak için isyan çıkaran Canberdi Gazali, Mısır Valisi Hayrbay'dan ö.1522 yardım istedi. Vali yardım gönderemedi.1521 yılında yapılan Mastaba Savaşı sonrası yakalanarak idam edildi..

Belgrad'ın Fethi

  • Sultan Süleyman padişah olduğunda Macarlar onu tebrik etmemişti. Macaristan'a (Behram Çavuş) adlı askeri, II. Layoş'a gönderdi. Ama öldürülmesi üzerine ilk seferini Belgrad'a yaptı. Sultan, Belgrad Seferi'nin ilan ederken söyle demiştirBu, harp demektir! Biz hakareti sineye çekecek kudretsizlerden, tabansızlardan değiliz. Tez zafer hazırlıkları tamamlansın. Belgrad Kapısı'nı kırmaya andımız vardır.
  • İlk önce (Ahmed Paşa), 7 Temmuz'da Sabacz (Böğürdelen)i zapt etti. Böylece sultan ilk fethini gerçekleştirmiş oluyordu. Bu sırada Belgrad'ın kuşatılması ile uğrasan (Piri Mehmet Paşa) ise buranın karsışındaki (Zemun Kalesi)'ni ele geçirmişti. Bu esnada Ahmed Paşa'nın tesiriyle Belgrad muhasarasının kaldırılıp Budin üzerine yürünmesi kararını alan Sultan Süleyman, daha sonra bu karardan vazgeçerek 1 Ağustos'ta Zemun civarında otağ kurup, kuşatmanın bir an evvel sonuçlandırılması emrini verir.
  • Belgrad seferi esnasında Osmanlı ordusunda ilk kez filler de bulunuyordu ki, Lütfi Paşa bunların iki tane olduğunu belirtir.Ardından Belgrad'ı kuşattı. 1521 yılında Osmanlı Donanması Tuna nehri'den, Sultan Süleyman da büyük bir orduyla Belgrad'ı kuşattı. Kale komutanı Osmanlı karşısında dayanamayacağını anlayınca şehri teslim etmek zorunda kaldı.
  • Böylece Osmanlı, Avrupa'ya yapılacak yeni seferler için burayı (üs) olarak kullanmaya başladı. Belgrad Muhafızlığına (Bali Paşa) getirildi.Bu sefer sonunda İstanbul'a getirilen bazı Belgradlılar, Belgrad ormanı ve çevresindeki köylere yerleştirilmişlerdir. Belgrad, bundan sonraki yıllarda Osmanlı Devleti'nin Avrupa'ya açılan en büyük kapısı oldu. Bu sebeple Belgrad'a "Darü'l-cihad" denildi.
  • Sultan Süleyman, Belgrad'dan İstanbul'a dönerken 19 Ekim'de iki yasındaki oğlu Murad'ın, gelişinden iki gün önce de bir kızının ölüm haberini almıştı. İstanbul'a girdikten (10 Gün) sonra da dokuz yasındaki oğlu Mahmud çiçek hastalığından öldü (29 Ekim). Vezirler, Pâdişah'ın çocuklarının cenazelerine yaya olarak refakat ettiler. Yavuz Sultan Selim türbesinin yanına defnedildiler

Rodos'un fethi

  • I. Süleyman padişah olduğunda bazı devlet adamları yaşı küçük olduğundan Devlet-i Aliyye'yi idare edemeyeceğini düşünüyorlardı. Kanuni, otoritesini sağlamak için ilk olarak (Rodos'u) almak istiyordu. Ancak Macarlarla yaşanan olaylar sonucu ilk seferini Belgrad'a yaptı. (Rodos Kalesi), II. Mehmet zamanında kuşatılmış, lakin alınamamıştı. Süleyman'dan önce selefi I. Selim, Haliç Tersanesi'nde büyük bir donanma kurmaya çalışmıştı. Sultan Selim Veziriazam Piri Mehmet Paşa'ya "Neden Rodos'u fethetmek istemiyorsunuz?" deyince Selim Garplı (Batılı) devletler “donanma kuvveti” ile Avrupa'ya hakim olmuşlar. Ben senin donanmaya pek önem verdiğini görmedim. Bu zaaf senin gevşek olmandan ve benim de sana yumuşak olmamdan kaynaklanıyor. Mademki savaşı garba çevirmek istiyorsun, ben de az zamanda (senden müthiş bir donanma isterim.)
  • Başka bir zamanda da Selim Ben cihangirliğe alışmış bir padişahım. Siz beni bir kale fethine götürmek istersiniz. Kale almanın birinci şartı baruttur. Kaç aylık barutunuz var? Ceddim (Fatih) zamanındaki utanç unutulmamış iken onu iki kat mı yapmak istersiniz? Bizzat gitmemi düşünüyorsunuz. Gidip de eli boş dönecek olursam hiçbiriniz sağ kalmaz. (Rodos'un) zaptına 4 aylık barut yetişir mi? Siz Rodos'u 4 değil 6 ayda dahi alamazsınız. Belki 8 veya 9 ayda alınabilir. Bize sefer yok, meğer sefer ahrete ola.demiştir.
  • Piri Paşa donanmayı Selim ve Süleyman devirlerinde hızla geliştirdi. Süleyman ikinci seferini Rodos'a yaptı. Çarpışmalar, 1 Ağustos'ta Alman burcuna top atışı ile başladı. Kanunî, (Kızıltepe) denen yerde otağını kurdurarak kuşatmayı buradan idare eder. İlk başta ciddi anlamda zorlanan Osmanlı Sultanı (Serdar-ı Ekrem Çoban) (Mustafa Paşa)'ya Kafirin tedbiri bizi yolumuzdan çeviremez. Rodos illa alıncaktır.(Bre yiğitlik bu mudur?) Niçin gayret göstermezsiniz? Rodos şiddetli topçu ateşi ve hücumlarımız karşısında hala ayakta sallanıyor da neden bir türlü düşmüyor?d iyerek görevden aldı. Yeni (Serdar Ahmet Paşa) görevinde başarılı oldu ve sonuçta (Bodrum, Tahtalı, Aydos, İstanköy ve Sömbeki kaleleriyle birlikte Rodos'u) humbaracıların büyük rol oynadığı savaşta 21 Aralık 1522'de bir teslim antlaşması imzalanır.
  • 29 Aralık 1522'de kale resmen alındı. Rodos hakimi Viliers de I'sle Adam affedilirken, büyükamcası Cem Sultan'ın Hıristiyan oğulları idam edilirken, kızları İstanbul'a götürüldü.Aynı sene İskender adlı biri tarafından başlatılan (Yemen Sorunu) sona erdi. Dulkadir Beylerbeyi olan (Şehsuvaroğlu Ali Bey) olayı da Ferhat Paşa tarafından bertaraf edildi.Rodos'un fethedilmesinden yaklaşık bir yıl sonra (İbrahim Paşa) yeteneklerinden ve padişahın ona duyduğu güvenden dolayı sadrazamlık mevkisine getirildi.

Hain Ahmet Paşa İsyanı

  • 1524 yılında Süleyman Hain Ahmed Paşa'yı Mısır'a vali tayin etti. Ahmet Paşa Memlüklü devlet adamlarını çevresinde toplayarak isyan etti. Vali olarak Mısır'a vardıktan sonra bağımsızlığını ilan etti ve yeni bir devlet kurmak için para bastırarak hutbe okuttu. Sadrazam İbrahim Paşa, isyanı bastırmak ile görevlendirilip Mısır'a gitmişse de, Hain Ahmed Paşa, sarayında kendi adamları tarafından öldürülmüştür. Bunun sonucunda İbrahim Paşa padişahtan aldığı yetkiyle Mısır'da ıslahatlar yapmıştır.

Yeniçeri İsyanı

  • Yeniçeriler, Mart 1525 seferinde ganimet alamamalarından dolayı hoşnutsuzdu. Sultan Süleyman'ın Edirne'de veya Kağıthane'de, Pargalı Damat İbrahim Paşa'nın Mısır'a gitmesini fırsat bilen “yeniçeriler”, İstanbul'da ayaklanma başlattı. 16 Mayıs 1525 günü yeniçeriler ayaklanmayı fiilen başlattı. Başta Veziriazam (İbrahim Paşa)'nın sarayı olmak üzere Vezir Ayas Mehmed Paşa ve Defterdar Abdüsselam gibi devlet ricalinin konaklarını, (gümrükleri, dükkanları ve halkın evlerini) yağmaladılar. İsyan sırasında Süleyman, Topkapı Sarayı'na ulaştı. İlk iş olarak Yeniçeri Ağası (Mustafa Ağa)'yı idam ettirdi. Mustafa Paşa kethüdası Bali ile Reisülküttab Haydar da olaya karıştıkları için hapsedilip, bir süre sonra öldürüldüler. Padişahın hızlı ve sert bir şekilde olaya müdahale etmesiyle isyan daha fazla yayılmadan yatıştırıldı..

Mohaç Meydan Muharebesi

  • Şarlken'in giderek güçlenmesi üzerine Kanuni Sultan Süleyman, Fransuva'nın da ısrarıyla, 3. Seferini (Mohaç) üzerine yaptı. Mohaç Meydan Muharebesi 29.08.1526 öncesi akıncı komutanlarından Bali Bey’in yakaladığı bir Macar esi­rinden öğrenildiğine göre, Macar ordusunun Mohaç ovasında ol­duğu kesinleşti. Yapılan keşiflerde Macar kuvvetlerinin Mohaç ovasına yerleştiği ve savaş için “tertip” aldığı görüldü. Osmanlı or­dusu da sezdirmeden yürüyüş kollarından açılarak “savaş” düzenine geçirildi. Layoş'un yardımcısı Başkumandan (Tomori ile İbrahim Paşa) çarpıştı, ancak yenildi. Başkomutan Tomori öldü. Geriden ilerleyen birlikler ve ardından tüm ordu Hilal taktiği yöntemini uyguladı, Macarlar köşeye sıkıştı.
  • Macar ordusunun sağ yanında ağaçlar arasında saklanmış (Bali ve Hüsrev Beylerin akıncı) tümenlerinin gerilerden Macar or­dusunun çekilme yollarını kapadığı da anlaşılınca Macar ordusu kendisini “çepeçevre” Osmanlı ordu kuvvetlerinin arasında buldu. Bu du­rumdan kurtulmak için Macarlardan ayakta kalabilenler kendilerini “Tuna Nehri’ne” atmayı denediler. İşte o sırada Os­manlı ordusu her iki yandan ve cepheden, geriden ateş desteğine dayanarak “taarruza” başladılar. Çaresiz kaldıkları için canlarını kurtarmaktan başka bir şey düşünmeyen Macarlar bu sefer de kendi “zırhlı süvarilerinin” üzerlerine düştüler.
  • İşte bu karışıklıklar içinde Tuna bataklıklarına sürüklendiler. Çarpışmalar sonucunda Macar ordusundan (25.000’den) fazla ölü kaybı verdiler, (20,000’e) yakın Macar da esir edilmiş bulunuyordu.
  • Savaş bo­yunca devam eden şiddetli fırtınadan faydalanan pek az bir (düş­man) kaçabilmişti. Savaşı Sultan Süleyman'ın kazandığı anlaşılmıştı
  • Kral II. Layoş savaşı kaybettiğini görmüş, beraberinde­ki çok az koruyucusuyla “Budin” istikametinde kaçmaya başlamıştı. Çele suyuna yaklaştığında arkasına bakmış ve pek az kişinin ken­disini takip ettiğini görmüştü.Çele suyu her yerinden geçit veren, derinliği olmayan bir nehirdi.
  • Fakat o zaman ardı arkası kesilmeyen yağmurlar yüzünden (Tuna Nehri’nin) fazla suları bu nehri de yükseltmişti. Kral Layoş, tam karşı kıyıya geldi­ğinde atı çok yorgun olduğundan birden bire geriye yıkılarak kralla birlikte bataklığın içine yuvarlandı ve kayıplara karıştı.
  • Kralın be­raberinde Obalt Zateviçku da bulunuyordu. Bu hadise (onun gözle­ri) önünde oldu. Obalt canını kurtarıp Budin’e gidebildiği zaman, Macar ordusunun yenilişini ve kralın ölümünü oradakilere anlattı.
  • Dünyanın en kısa süren (2 saat) meydan savaşlarından birisi olarak kabul edilir. Osmanlı ordusu yürüyüşüne devam ederek 13 Eylül 1526 günü, artık kendi memleketlerinin bir parçası olan Macaristan’a ve onun başşehrine (Budin) girdiler.
  • Kanuni Sultan Süleyman İstanbul'a "Macaristan Fatihi" (Engürüs-Ungurus Fatihi) olarak döndü. Savaş sonunda Budin Osmanlı'ya katıldı. Macaristan, Osmanlı'ya bağlı bir krallık haline geldi ve başına (Jan Zapolya) getirildi.
  • Mohaç Meydan Muharebesi Dünyanın en kısa süren meydan savaşı olarak kabul edilir. Savaş 2 saat sürmüştür. Savaş sonunda Macar ordusunun büyük bir kısmı bozguna uğratılmıştır. 2 yıl içinde Gazi Bali Bey ve Hüsrev Bey komutasındaki birlikler hızla ilerleyerek Hırvatistan, Dalmaçya ve Transilvanya'yı ele geçirdi..

Baba Zünnun İsyanı

  • Süglün Koca adlı biri ekibiyle 1526'da Osmanlı'ya ayaklandı. Bu isyan hemen bastırıldı ama isyanın temeli atıldığından Baba Zünnun adından bir Alevi.1526 yılının Ağustos ayında, Bozok sancakbeyi Mustafa Bey'in konağını basarak (Bozok kadısı) Muslihiddin Efendi'yi ve yazıcı Mehmet Efendi'yi öldürttü.
  • Üzerine yollanan Anadolu beylerinden oluşan kuvvetleri, Kayseri'deki Kurşunlu Boğazı'nda yendi. (Hurrem Paşa, Kayseri sancakbeyi Berham Bey, İçel sancakbeyi Ali Bey) bu çatışmada öldüler. İsyan, İçel ve Tokat arasında yayıldı. Daha sonra büyük bir Osmanlı ordusu Sivas’ta toplandı. Kazova yöresinde durum belirlemesi yapan (Malatya sancakbeyi) Yularkıstıoğlu İskender Bey’in giriştiği ilk öncü çatışmalarda Osmanlı ordusu kayıplar verdi.
  • Malatya beyini de yenen Baba Zünnun, 26 Eylül 1526'da Adana Beyi Piri Mehmet Paşa'nın oğlu Pirizade Mehmet Bey komutasındaki birliklere Höyüklü'de yenildi ve öldürüldü.Oğlu Halil ise bir süre sonra yakalandı...

Kalender Çelebi İsyanı

  • 1527'de de Kalender Çelebi adında biri ayaklandı. Bu ayaklanmayı bastırmak için İbrahim Paşa görevlendirilir. İbrahim Paşa, yanına (3000 yeniçeri) ve (2000 sipahi) ile yola çıkar. İbrahim Paşa, Aksaray'da kuvvetlerine, Anadolu Beylerbeyi Behram Paşa ve Karaman Beylerbeyi Mahmut Paşanın da kuvvetleri katılır.
  • İbrahim Paşa, Anadolu Beylerbeyi Behram Paşa ve Karaman Beylerbeyi Mahmut Paşa komutasındaki birlikler, Kalender Çelebi üzerine gönderirler. Kalender Çelebi ile Tokat yakınlarından Cincilfe denilen yerde 27.5.1527 tarihinde vuruşurlar. Bu yenilgi, Kalender Çelebi’yi güçlendirir.Yeni katılımlarla kuvvetini (20-30) bine çıkarır. Ancak daha sonra hızla kuvveti azalır.
  • Kalender Çelebi, yanında kalan az bir adamlarıyla Nurhak dağlarına çekilir. 22.6.1527 tarihinde Elbistan civarlarında Osmanlı kuvvetleriyle tekrar vuruşur. Osmanlı kuvvetleri, Kalender Çelebi’nin adamlarını dağıtır. Bu vuruşmada, Kalender Çelebi’nin ve yanında sadık adamlarından Veli Dündar’ın kellesi, İstanbul’a I. Süleyman’a gönderilir. İbrahim Paşa Zülkadir (Maraş) Eyaleti ve civarında ıslahatlar yaptıktan sonra geri döner.

Molla Kabız Olayı

  • Kalender Çelebi İsyanının bastırılmasından birkaç ay sonra Molla Kabız isimli İran asıllı bir seyyah yaydığı düşüncelerle dikkat çekmiştir. Molla Kabız, bir takım hadis ve ayetlerle dini konularda insanlara hatalı bilgi verdiği düşünülüyordu.
  • Bunun üzerine sadrazam Pargalı Makbul İbrahim Paşa devreye girmiş, devrin meşhur alimlerini bir araya getirerek şahsın fikirlerini çürütmelerini istemiştir.
  • Molla Kabız, 1527 Kasım'ında Divan'a çağrılmış, ancak Molla burada da fikirlerini ustaca savunmuştur. Orada bulunan Rumeli ve Anadolu kazaaskerleri Molla'nın iddialarını çürütememiş ve Molla Kabız'ın katlini istemiş, fakat Molla Kabız serbest bırakılmıştır. Divanı kafes arkasından izlemiş olan Sultan Süleyman, Arz Odası'nda huzuruna çıkan vezirlere şöyle demiştir:
  • Molla Kabız'ın iddiaları doğru değildir. Ama sizin Molla'yı bırakmanızda doğru değildir. İlim yalnız (kazaskerlere) münhasır değildir. Yarın şeyhülislam ile kadıyı divana çağrırız.
  • Bunun üzerine çavuşlar gönderilerek yakalanan Molla Kabız hapse atılmış, ertesi gün (şeyhülislam İbn-i Kemal) ve İstanbul kadısı gelmiştir. Molla Kabız, fikirlerini onlara da beyan ettikten sonra şeyhülislam Molla'nın gösterdiği ayet ve hadisleri açıklayarak fikirlerinin yanlış olduğunu vurgulamıştır.
  • Molla Kabız cevap veremeyince, hakikate dönüp bu iddialarından vazgeçip vazgeçmeyeceği sorulmuştur. İddialarında dönmeyeceğine dair ısrar eden Molla Kabız, kadı tarafından idama mahkum edilmiştir.

I. Viyana Kuşatması

  • Osmanlı'nın Macaristan'ı fethetmesi Avusturya ile Osmanlı'yı karşı karşıya getirdi. Macaristan üzerindeki emellerinden vazgeçmeyen Ferdinand, Sutltana bir elçi göndererek Macaristan'ın kendisine verilmesini istedi. Buna karşılık vergi vermeyi kabul ediyordu. Bu talebi karşısında olumsuz cevap alan (Ferdinand Budin)'i kuşattı. Ama başarısız oldu. Avusturya Arşidükü Ferdinand, Macaristan'ın Osmanlı hakimiyetine girmesini istemiyordu. (Ferdinand), Şarklen'in de desteği ile Budin'e girdi. Kanuni Sultan Süleyman Budin'i geri aldı. Ferdinand ve Şarlken, Kanuni Sultan Süleyman ile savaşmayı göze alamadı. Bunun üzerine I. Süleyman, Ferdinand ve Şarlken'i savaşa çağırmak için (Viyana'yı) kuşattı. Ancak Ferdinand, Kanuni Sultan Süleyman'ın karşısına çıkmadı. Kış mevsimi yaklaşması üzerine (16.) günde kuşatma kaldırıldı. Bu savaş, birçok yazarca çok önemli görülmüştür.10 Mayıs 1529'da 120,000 bir ordu ile sefere çıkar. Macar topraklarına girildiği sırada, (Zapolya,) İstanbul'a gelen elçisi Lasczky ve Macar asilzadeleri itaatlerini arz edip huzura kabul olunurlar. 7 Eylül'de şehre giren Kanuni Sultan Süleyman, senelik belli bir vergi karşılığında burayı Zapolya'ya vererek merasimle ona Macar Krallığı tacını giydirir. Bazı tarihçiler Hammer gibi bu (tacın Yeniçeri Sekbanbaşısı) tarafindan takıldığını iddia eder.
  • Bu sıralarda Macar krallık tacı Korona, Ferdinand'ın casusları tarafindan Viyana'ya kaçırıldı. Küçük Bali Bey, 20 Ağustos'ta Viyana yolunda tacı ele geçirip 4 Eylül'de sultana gönderir. Sultan ise tacı (Zapolya)'ya gönderir. Bu meşhur taç, Macarlar tarafindan kutsal sayılıyordu. Bu sebeple onlar, bu tacı giymeyen hükümdara meşru kralları nazari ile bakmıyorlardı.
  • Sultan ilerleyerek Viyana'yı kuşattı. 27 Eylül Fakat Osmanlı ordusu muhasara için gerekli büyük toplar ile malzeme getirmediği için hazırlıksız sayılırdı.
  • Avusturyalılar, kaleyi başarılı savunuyorlardı. Surların önünde 2 taraf da ağır zayiatlar veriyordu. 14 Ekim 1529'da yapılan umumi hücum da başarıya ulaşmayınca, kuşatmanın kaldırılmasına karar verildi. Bu sefer sayesinde Macaristan'daki Osmanlı hakimiyeti sağlamlaşmıştı..

Alman Seferi

  • Alman Seferi, Kutsal Roma Cermen İmparatoru Şarlken'in ve kardeşi Avusturya ve Bohemya Kralı Ferdinand'ın Macaristan'ın içişlerine karışması üzerine (Kral Yanoş), Sultan Süleyman Handan yardım istedi. Padişah, 25 Nisan 1532’de Alman Seferine çıkıp, yüz yirmi bin mevcutlu ordusuyla Avusturya’yı zaptetti.
  • Şarlken (250,000) kişiden fazla Hıristiyan ordusuyla Osmanlıların karşısına çıkmaya cesaret edemedi. Osmanlı Sultanının Alman Seferi de, düşman ülkesinin ezilmesi ve Avusturyalılardan “birçok kaleyi” almasıyla neticelendi. Bu son seferin başarılı bir sekilde sonuçlanması üzerine 5 gün üst üste şenlik yapıldı.
  • İstanbul, Üsküdar, Eyüp ve Galata 5 gece kandiller ile donatıldı. Bu arada pazarlar, dükkanlar, bezazistan ve çarşılar geceleri bile açık tutuldu. Halk, hemen her gün birbirlerine ziyafetler çekerek eğlendi. Kanuni Sultan Süleyman'ın, Alman Seferi münasebetiyle Orta Avrupa’da bulunmasından korkup, meydan savaşından kaçan Şarlken, 22 Haziran 1533 tarihli İstanbul Antlaşması'yla Osmanlı Devletinin ve Sultanın üstünlüğünü kabul etti.
  • İstanbul Antlaşmasına göre
  1. Kral Ferdinand, Sultan Süleyman Hanı baba ve metbu (kendisine tabi olunan, uyulan) bilecek ve ancak "kardeş" diye hitap ettiği veziriazamla eşit sayılacaktır.
  2. Kral Ferdinand, Osmanlı ülkesine tecâvüz etmeyecek ve Sultan da Avusturya ülkesiyle ahâlisini kendi tebaası bilecektir.
  3. Kral Ferdinand, Macaristan üzerindeki verâset iddialarından vazgeçecek Macaristan’ın batısı ve kuzey batısındaki arâzisinin hakimi olacaktır.
  4. Macar Kralı Yanoş ile Kral Ferdinand arasında, Osmanlıların uygun göreceği hudut geçerli olacaktır.
  5. Eski Kraliçe ve Ferdinand’ın kızkardeşi Maria’nın kocasından miras kalan malikhane, geçimi için ihsan edilecektir.
  6. Bu antlaşma geçici değil, devamlıdır.
  • Avrupa’da, Fransa’dan başka Avusturya’nın da Osmanlı Sultanının himâyesini kabul etmesiyle Şarlken’in "Avrupa İmparatorluğu" kurma projesi gerçekleşemedi. Türklerin takip ettiği siyaseti gereğince, Sultan Süleyman ve “Osmanlı Devleti”, Avrupa’da tek başına söz sahibi oldu.

Hayrettin Paşa'nın Kaptan-ı Deryalığı

  • Baba Oruç ve kardeşi Hızır Reis (Barbaros Hayreddin Paşa) 16. yüzyılın başlarında Akdeniz'de ticaret yapan gemilere saldırıyorlardı.Baba Oruç ve Hızır Reis 1516 yılında Cezayir'i İspanyollardan aldılar ve 1518 yılında Hızır Reis Cezayir hükümdarı oldu. Cezayir 1519'da Kanuni Sultan Süleyman'a itaat etti. Hızır, bir çok fetih hareketine girişti. Namı Kanuni'ye kadar gelen Hızır Reis 1533 yılında Kanuni tarafından İstanbul'a çağırıldı.
  • Kanuni Hızır Reis'e Kaptan-ı Derya'lık teklif etti. (Hızır Reis)'in teklifi kabul etti. Hızır Reis, Hayrettin adını aldı. Barbaros lakabı ise Oruç Resi'in kızıla çalan sakalından gelmektedir. O ölünce Hızır'a Barbaros denmiştir.Avrupa'da Barbarossa denen Hızır Reis'e, Osmanlı'da Barbaros denmiştir. Barbaros bu sırada Tunus'u almıştı.
  • Ancak ertesi sene Tunus yeniden kaybedildi.Semendire Sancakbeyi olan Bali Mehmed Bey'in Mora Sancakbeyliğine atanması ile kısa bir süre önce kaybedilen Koron (II. Bayezit devrinde alınmıştı), 1534 Mart'ında yeniden ele geçirilmiştir.

Irakeyn Seferi

  • Kanuni döneminde Anadolu'da iç isyanlar çıkmaktaydı. Azerbaycan'da, yıkılan Akkoyunlu Devleti yerine kurulan Safevî Devleti Osmanlı için ciddi tehdit oluşturuyordu. 6. Seferini (Irakeyn Seferi) de denilen İran üzerine yaptı. Sultan Süleyman'ın rakibi Şah Tahmasb bu savaşlarda Bitlis Hanı Şeref'ten Kanuni ise Ulama Han'dan destek aldı. Vezir-i Âzam İbrahim Paşa 1533 yılında başlayan ilk seferde önden gönderildi.
  • Van ve Ahlat'ı aldı. Ardından 13 Temmuz 1534'de Tebriz'i barış ile teslim aldı. Süleyman ise bir süre sonra orduyla sefere çıktı. Sultan Süleyman, Konya'da şair ve mutasavvıf İslâm âlimi Mevlana Celaleddin Rumi'nin türbesini ziyaret ederek yoluna devam etti.
  • Sultan Süleyman Tebriz'de ve çeşitli yerlerde zafer kazananlara ödüller verdi. Hemedan'a kadar ilerledi. Ancak ordu zayiata uğradı, toplar gömüldü ve birçok insan yolda öldü. Sorumlu görülen Defterdar (İskender Çelebi) idam edildi. Bununla beraber ilerleyen ordu Bağdat'ı fethetti. Sultan Süleyman burada İslam'da din büyüğü olarak kabul edilen kişilerin (İmam Ali bin Ebu Talib, İmam Hüseyin bin Ali, Ebu Hanife, İmam Musa Kazım, Abdülkadir Geylani v.b.) türbelerini ziyaret etti. 1535'te Tahmasb'ın saldırısı üzerine Sultan Süleyman Tebriz'e gitti. Kanuni Sultan Süleyman daha sonra Tebriz'den Ahlat'a, oradan da Diyarbekir'e gelir.
  • Osmanlı ordusunun çekilmesiyle yeniden harekete geçen (Tahmasb), boşaltılan yerleri alarak Tebriz'e döner. Osmanlı ordusu ise 8 Ocak 1536'da İstanbul'a ulaşır. Bu seferde İran tamamen elde edilemedi, Safevilerin yıkılamayacak kadar önemli bir güç olduğu anlaşıldı. Ama Osmanlı Ordusu bu seferlerde, (Kuveyt, Lahsa, Katif, Necd, Hemedan, Katar, Bahreyn, Kasr-ı Şirin, Bağdat ve Tebriz) şehirlerini ele geçirdi 24.7.1538

Korfu Seferi

  • Venedik körfezinde ileri bir karakol gibi mühim bir mevkide bulunan Korfu Adası’nı muhasara etmek ve onu zararsız bir hale getirmek, Venedikliler için pek büyük bir darbe olacağı sanılıyordu.Kanuni Sultan Süleyman, 17 Mayıs 1537'de İstanbul'dan ayrıldı ve 13 Temmuz'da Avlanyo'ya geldi. Padişahtan hareket emrini alan (Lütfi Paşa), Avlonya’ya gelmiş ve derhal huzura çıkarak Polya sahillerindeki muvaffakiyetlerini sayıp dökmüştü. Kanuni Sultan Süleyman:
  • Venediklinin anlı şanlı kalesi Korfo’dur. Varın onu kuşatın. Yakıp yıkın ve tiz alın! diye Korfo muhasarasını emretmiş Süleyman, adanın karşısındaki Bastika'da karargah kurmuştu. İkinci Vezir (Lütfi Paşa) de Angelo kalesini kuşatmakla meşgul idi. Mücadele bütün şiddetiyle sürerken Padişah, (Sadrazam Ayas Mehmed Paşa'yı) göndererek kuşatmanın kaldırılmasını emreder.
  • Lütfi Paşa ve Barbaros'un, kalenin her an düşebileceği ve kuşatmasının kaldırılmaması yolundaki itirazları kabul edilmez. Kaynaklar, Padişahin bu ani kararının sebebini havaların soğuması ve kuşatma zamanin geçmiş olması ile izah etmeye çalışırlar.Buna göre kuşatma esnasında bir top mermisi askerin içine düşer. Bu yüzden dört gazi vefat eder. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman: (Bir mücahit kulumu böyle bin kaleye vermem) diyerek kuşatmayı kaldırır. Kuşatmanın kaldırılmasından sonra ordu 22 Kasım 1537'de İstanbul'a döner. 15 Eylül'de İstanbul'a hareket eden padişah, kara ve deniz harekatının devamını emretti. Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa, Venedikliler'e ait Şira, Patmos, Naksos adalarını fetheti.

Preveze Deniz Muharebesi

  • Osmanlı donanması Barbaros Hayrettin Paşa 1533'de Kaptan-ı Derya olana kadar Akdeniz'de herhangi bir varlık gösterememiştir. Osmanlı'nın kazandığı Preveze Savaşı bu durumda dönüm noktası olmuştur. 1538 senesi kişinin sonlarına doğru Kanuni, vezirlere kendi masrafları ile hazırlayıp teçhiz etmelerini emreylediği (150 gemi) henüz hazır değilken, Barbaros Hayreddin Paşa'ya denize açılmasını emreder.
  • Bu arada Andrea Doria'nin Girit'e geldiği haberini alan Barbaros, 7 Haziran 1538 günü İstanbul'dan hareket edip Akdeniz'e açılır. Kendisine (3.000 yeniçeri) ile bazı sancakbeyleri (Kocaeli Beyi Ali Bey, Teke sancağı Beyi Hürrem Bey, Seyda sancak Beyi Ali Bey ve Alâiye Beyi Mustafa Bey) katılmışlardı.
  • Barbaros komutasındaki Osmanlı donanması, Preveze'ye yönelirken Rodos civarındaki bazı adalara da uğrar. Donanma Modon açıklarında iken Andrea Doria'nin Preveze'ye zapta çalıştığı, fakat sonradan kuşatmayı kaldırarak müttefik (Haçlı donanmasının) harekât üssü olarak kararlaştırdığı Korfu'ya çekildiği haberi gelir.
  • Osmanlıların, Ege'deki bu harekâtı üzerine Korfu'da toplanan Venedik donanmasına, Alman, İspanyol, Portekiz, Malta, Ceneviz ve Papalık gemileri de yardıma gelecekti. Hayrettin'in emrinde (122) kadar gemi vardı. Andrea Doria'nın idaresindeki Haçlı donanmasının savaş yapabilen (savaş gemisi) gemi mevcudu ise (302–602) arasında idi.Bunlardan 162'si kadırga idi. Bu gemilerde (2500 top ve 60.000 asker) vardı. Su halde şayi itibariyle Osmanlı donanması düşmana nazaran üçte bir olduğu gibi top itibariyle de (16/1) idi. Bundan başka Barbaros idaresinde bulunan Osmanlı donanmasında (8.000) cenkçi askere karsı müttefiklerin gemilerinde forsalar hariç altmış bin asker bulunuyordu.
  • 24 Eylül 1538'de Preveze önlerine gelen Barbaros, harp vaziyeti alır. Bir gün sonra Preveze önlerine gelen Doria da Barbaros'un bulunduğu yerin (2 mil) açığına demir atar. Andrea Doria, Barbaros'u Preveze'den çıkarıp savaşa girmeye mecbur etmek için 27 Eylül'de İnebahtı'ya hücumda bulunmak üzere harekete geçer. Ayni günün sabahı Osmanlı donanması da Korfu istikametinde harekete geçmişti. Güneş yükseldiğinde müttefik Haçlı donanmasının komutanı olan Dorya, (Osmanlı donanmasını) arkasında görüp şaşırır. Bu şaşkınlığı ile savaşa girip girmeme hususunda tereddüdüler geçirir. Bu şaşkınlığından biraz kurtulduktan sonra harp vaziyeti alır. İki taraf (Ayamavra Adası'nın) bati kıyısında üç dört mil açıkta karşı karşıya gelirler.Bunun üzerine Barbaros, alınacak tedbirleri kararlaştırmak üzere harp meclisini toplar. Sonra da donanmaya harp nizamı aldırır.
  • Bu muharebede Osmanlı Donanması hilâl seklinde tertibat alır. Arkada Turgut Reis idaresinde ihtiyat kuvvetleri bulunuyordu. Osmanlıların hilâl nizamına karşılık Haçlı donanması, borda nizami almış ve birbiri arkasında üç saf teşkil etmişti. Bu sırada rüzgârın güneyden esmesi, Osmanlılar için büyük bir tehlike meydana getiriyordu. (Barbaros Hayreddin Paşa, Katip Çelebi'nin ifadesine göre Kur'an'dan ayetleri yazdırdığı sayfaları deniz yüzüne serptirip Allah'a niyazda bulunur. Bunun üzerine rüzgâr hafifleyip yön değiştirir.)
  • Barbaros, gemilerini hilal şeklinde yan yana dizerek savaş düzeni alır. Sağ kanat komutanlığını Turgut Reis'e, sol kanadınkini de Salih Reis'e vererek kendisi ortada yer alır.Düşmanın sayıca üstünlüğü karşısında bir yarma harekatına girişen Barbaros, müttefik Haçlı filosunun gerilerine kadar ilerler. Osmanlı donanmasının kendisini çevirdiğini gören Dorya, ancak ertesi gün 28 Eylül donanmasını harekete geçirebilir. Böylece, büyük bir bozguna uğratılan müttefik donanmasının (36 teknesi) ele geçirildiği gibi 2175 de esir alınır.
  • Bu savaşta Türk donanmasının kayıpları ise oldukça azdı. Türkiye'de hala 27 Eylül günü Donanma Günü olarak kutlanmaktadır.Bu savaşta Akdeniz Türk gölü haline geldiği bazı tarihçilerce kabul edilir..

Boğdan Seferi

  • Kanuni Sultan Süleyman, 8. Seferi'ni Kara Boğdan yani Moldovya üzerine yaptı.Kanuni, Macaristan seferi sırasında Voyvoda Petro Rares'e bir berat göndererek, burayı onun idaresine bırakmıştı. voyvodalık, her yıl Osmanlı Devleti 'ne (4000 duka) altın, (40 kısrak) ve (20 tay) göndermekle yükümlü tutulmuştu. Bunun içindir ki Voyvoda Petro Rares, Viyana seferi esnasında orduya elçisini göndererek sadakatini teyid ile bu seferinden de vergisi olan 4000 duka altın ile 40 kısrak ve 20 taydan ibaret olan vergisini bizzat takdim etmişti. Petro Rares, daha sonra gizlice Osmanlı Devleti 'nin aleyhine çalışmaya başlamıştı. Osmanlı Devleti 'nin o taraflardaki mutemede adamı olup Osmanlılar'a bağlı bir hükümet kurmak üzere (Erdel'e) gönderilmiş bulunan Venedikli Gritti'yi de öldürtmüştü.
  • Kanuni Sultan Süleyman 1538 Mayıs'ında Boğdan üzerine yürümeyi kararlaştırır. Ancak bu kararını gizli tutar. Barbaros'un donanma ile denize açıldığı (7 Temmuz) ertesi günü İstanbul'dan hareket eden Osmanlı ordusu, Edirne'ye ulaşıp oradan hareket ettiği zaman Süleyman "Seferimiz Boğdan üzerinedir" diyecektir. Ordu, Sultançayırı denen mevkide iken Rares'ten gelen bir elçi, emre itaat edileceğini bildirmiş, ancak alınan haberlerden Rares'in samimi olmadığı anlaşılmış oldugundan sefere devam edilmiştir. Osmanlı ordusunun harekâtı karsisinda Rares, Transilvanya içlerine doğru kaçmaktan başka bir çare bulamamıştı.
  • Osmanlı ordusu ise Yas şehrini yakıp yıktığı gibi l6 Eylül 1538'de Voyvodanın merkezi olan Suceva şehrini de alır. Bu şehrin müstahkem bir kalesi olmasına rağmen şehir halkı, mukavemet edemeyeceğini anladığından, kale anahtarlarını getirip Osmanlı kuvvetlerine teslim eder. Bunun üzerine Kanunî, şehirde umumi af ilan ederek beylerin kendi aralarından bir voyvoda seçmelerini ister. Seçilen voyvoda ise Petro Rares'in kardeşi Stefan Lacusta'dir. Sultan, bu yeni voyvodaya bir de berat verir.
  • Bu seferin sonunda Osmanlılar, Prut ile Dinester nehirleri arasında kalan yerleri ellerine geçirmişlerdi. Elde edilen bu yerler, bir sancak haline getirilmişti. Bundan başka yıktırılan Kili kalesi yeniden inşa edilmiş, Akkerman ise müstahkem bir hâle getirilmişti. Yine bu esnada Bender şehri de ele geçirilmişti. Boğdan meselesinin hallinden sonra Osmanlı ordusu geri dönmüş, sefere katilmiş bulunan Kırım Hanı I. Sahip Giray'a da geri dönme izni verilmişti.
  • Osmanlı ordusunun dönüsünden sonra, beylerin seçtiği ve Kanunî'nin göreve getirdiği yeni voyvoda ile yeni idareciler, vaziyete hâkim olamazlar. Bunun üzerine Sultan Süleyman, Rares'i İstanbul'a davet ederek ikinci defa voyvodalığı ona verir.Boğdan Seferi Süleyman'ın en kısa süren seferlerinden birisidir..,

İstabur Budin Seferi

  • Ferdinand, Macaristan'ı bırakma niyatinde değildi.Jan Zapolya'nın 1540 yılındaki ölümü üzerine Macaristan işleri karışmaya başladı. Zapolya'nın eşi kocasının ölümünden önce bir erkek çocuk dünyaya getirmişti. (Kraliçe İsabella) , İstanbul'a bir elçilik heyeti göndererek oğlu Sigismund'un Macar Kralı olması istirhamında bulunmuştu. Bu istirham üzerine Osmanlı Devleti , kendisine teminat vermişti. Jan Zapolya'nın ölüp yerine oğlu Sigismund'un geçmesini fırsat bilen Ferdinand Budin'i kuşattı.
  • Fakat Zapolya'nin öldüğünü duyan Ferdinand ile Şarlken'in kuvvetleri, Budin'i muhasara ederler. Bununla beraber herhangi bir başarı elde edemezler. Sonuçta Macaristan'a yeni bir “sefer” yapılma mecburiyeti doğar.Osmanlı hükümdarı, 1541 senesinin *İlkbaharındaki hareketinden evvel, derhal Rumeli Beylerbeyi, arkasından da üçüncü vezir Sokullu Mehmed Paşa'yı “3 bin yeniçeri” ve süvari kuvvetleriyle gönderir. Bundan sonra da bizzat kendisi sefere çıkar. Budin'i kurtarmaya giden kuvvetler, bir aydan fazla uğraştıkları halde Almanları kovamadı. Bu arada Budin'i almaktan ümidini kesen ve asil ordunun yaklaşmakta oldugunu duyan Ferdinand kuvvetleri, bir gece gizlice kaçmak istedilerse de muvaffak olamayarak tamamına yakın bir kısmi imha edilir.
  • Ordugahları da Türklerin eline geçer. Başkomutanları olan Rokendorf yakalanarak Komaran mevkiinde öldürülür.
  • Bu savaş esnasında Avusturyalılar, ordugahlarının etrafına hendekler kazıp manialar koydukları ve "Istabur Tabur" adi verilen istihkâmları yapmışlardı. Macarlarca bu tahkimata verilen "Tabur" adi, tarihlerimizde "Istabur" seklinde ifade edildiğinden, Sultan Süleyman'ın bu dördüncü Macaristan seferine İstabur Seferi adi verilmiştir.
  • Budin'e gelindikten sonra küçük kral, Padişah'ın şehir dışındaki karargâhına getirilir. Daha önce verilen karar gereği piyade kuvvetleri Budin'e girerler. Kraliçeye küçük Kral Sigismund büyüyünceye kadar Budin'in Türk idaresinde kalacağı söylenir.
  • Bu seferle Macaristan doğrudan doğruya Osmanlı topraklarına ilhak olunup on iki sancaklık Budin Beylerbeyliği teşekkül ettirilmiş oldu. Bu Beylerbeyliğe de (Bağdat Valisi) olup aslen Macar olan Süleyman Paşa tayin olunur. Bundan sonra Macaristan'da derhal arazi tahriri yaptırılmıştır. Böylece Macaristan, Osmanlılara, (I. Ferdinand'a) ve bir de Erdel'de Sigismund'a ait olmak üzere 3 kısma bölünmüş olur.

Estergon Seferi

  • 1543 Macaristan Seferi Budin'den dönen ve kışı Edirne'de geçiren Süleyman, İstanbul'a geldiğinde Ferdinand'ın elçileri gelerek eski isteklerini tekrarladılar. Buna göre Avusturya elçisi, Macaristan'ın terk edilip kendilerine verilme karşılığında senede (100.000 duka altın) vergi vermeyi vaat ediyordu. Fakat böyle bir teklife sıcak bakılmadığından elçi, 9 Ekim 1542'de geri dönmüştü. Bu arada Ferdinand, değişik milletlerden oluşan yaklaşık (80.000 kişilik) bir ordu toplamıştı. Ferdinand'ın bu büyük hareketini Fransız elçisi vasıtasıyla haber alan Osmanlılar, Budin'e yardim göndermek için derhal hazırlıklara başlarlar. Tuna'yı takiben Peşte önlerine gelen bu büyük ordu, (8.000 kişilik) bir kuvvet tarafından müdafaa edilen kaleyi muhasara altına alır. Osmanlı kuvvetlerine göre sayıca kat kat üstün olan bu ordu, yedi günlük bir kuşatmadan sonra bozguna uğrayıp geri çekilmek zorunda kalır.
  • Peşte kuşatmasının duyulması üzerine gerekli hazırlıklarını tamamlayan Sultan Süleyman, yanında oğlu Şehzade Bayezit oldugu halde 23 Nisan 1543'de İstanbul'dan Macaristan üzerine hareket eder. Bu sırada önden gönderilen Osmanlı kuvvetleri ile hudut beyleri, Pojega civarındaki bazı kaleleri, Nana ve Valpo gibi önemli iki kaleyi zapt ettikten sonra Sikloş'u kuşatırlar. Bu sıralarda Ösek'e gelmiş bulunan sultan, Sikloş'un kuşatılmasına yardıma gider. Böylece kale 8 Temmuz 1543'te alınır. Bu arada Peç şehri de teslim olmuştu.
  • Bundan sonra sultan Budin'e gelir. Ardından Estergon üzerine varılır. Böylece şiddetli bir muharebe başlar.Dayanamayacaklarını anlayan kaledekiler, bir heyet göndererek 10 Ağustos 1543'te teslim olurlar. Estergon'un fethi ile sonuçlanan bu seferde Ferdinand'ın elinden eski Macar krallarının merkezi olan Estergon ve Budin'in (güney batısında Macar krallarının) kabirlerinin bulunduğu bazı yerler alınır. Böylece bu harekat sonucunda Budin'in emniyeti için civardaki kalelerin zaptı ve eyalete ilhakı gerçekleşmiş olur.
  • Kanuni Sultan Süleyman, İstanbul'a dönüş sırasında Saruhan sancakbeyi olan oğlu Şehzade Mehmed'in Manisa'da (vefat) ettiği haberini aldı.İstanbul'a gedikten sonra da oğlunun cenazesinin Manisa'dan İstanbul'a getirilmesini emrederek (Şehzade Camii) yanına defnolunur.

Şarlken'in Cezayir Seferi

  • Barbaros Hayreddin Paşa, Osmanlı Donanması (Kaptan-ı Deryası) olmakla birlikte aynı zamanda Cezayir Beylerbeyi görevinde de bulundurmaktaydı. İstanbul'da bulunduğu sıralarda yerine evlatlığı Hasan'ı vekil olarak bırakmıştı. Hasan, Sicilya'dan Cebelitarık'a kadar Avrupa sahillerini tehdide ediyor ve taşınan kıymetli malları ele geçiriyordu.Bu tehdide ve tehlikeye bir son vermek isteyen Şarlken ya da (V. Karl), bizzat kendisinin basında bulunduğu ordusu ile Cezayir üzerine yürüme kararı alır.
  • 65 parça kadırga, 400'e yakin nakliye ve yelkensiz gemi ile (Cezayir) üzerine hareket eder. Imparatorun da yer aldığı Doria idaresindeki donanma, (20 Ekim 154l)'de Cezayir sahillerine gelir. Böylece yirmi beş bin kişilik bir kuvvetle Cezayir kuşatılır. Ancak Cezayir kalesindeki Hasan Ağa'nın, az sayıdaki kuvvetinin büyük direnişi ve hava şartlarının elverişsizliği yüzünden Şarlken, Cezayir önlerinde büyük bir hezimete uğrar. Şarlken, fırtına yüzünden çoğu batmış bulunan donanmasını toparlayarak İspanya'ya zor bir şekilde dönebilir

I. Süleyman Devrindeki gelişmeler

Eserler "Mimari"

  • Sultan Süleyman'ın (46 yıl) saltanatı, imar faaliyetlerinin de zirvesini oluşturmaktadır. Bu dönemde Osmanlı'da büyük ve hızlı bir şehirleşme görülmüştür. İlk iş olarak Yavuz Sultan Selim tarafından temelleri atılan İstanbul (Sultan Selim Camii) tamamlanmış, bunun dışında vezirler birçok yerde adlarına camii, külliye, medrese, hamam ve vakıf yaptırmışlardır. (örnek. Rüstem Paşa Camii, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Bozöyük Kasım Paşa Camii ) Bu dönemin en büyük mimarı Mimar Sinan olarak kabul edilir. (Sinan), Sultan Süleyman devri ve sonrasında 92 camii, 52 mescit, 57 medrese, 7 darül kurra, 22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 375 eser vermiştir.
  • Ayrıca Süleyman, su yollarına önem vermiş ve birçok eski barajdan İstanbul'a su getirtmiştir. Sultanın en önemli yaptırdığı hayrı ise Süleymaniye Camii olarak kabul edilir. Hatta bu camii ile ilgili olarak birçok rivayet mevcuttur. Bunun dışında Bizans döneminden kalan çeşitli (su kemerlerini) çeşitli yollarla İstanbul'a getirtilmiştir. Yapılan şehirleşme faaliyetleri göz önüne alındığında, Sultan Süleyman'ın mimariye çok önem verdiği anlaşılmaktadır.
  • Bu dönemde İstanbul ve çevresinde 485 camii, 4494 mescid, 100 imaret, 417 kervansaray, 1653 ilk mektep (ilkokul), 335 tekke, 4985 çeşme, 874 hamam, 743 kilise 11000 kadar cadde sokak bulunmaktaydı.

Sanat

  • Süleyman'ın saltanatı aynı zamanda divan edebiyatının da “altın çağı” olarak kabul edilir. Bu dönemde (Fuzuli, Bâki, Bağdatlı Ruhi) gibi şairler divan şiirinin en iyi örneklerini vermişlerdir. Bunun dışında Sultan Süleyman edebiyatla oldukça ilgilenmiş, Muhibbi mahlasıyla (2779 adet gazel yazarak) divan edebiyatının gazel rekorunu kırmıştır.
  • Sultan Süleyman döneminde ayrıca sadrazam (Pargalı Makbul İbrahim Paşa), Mohaç Meydan Savaşı sonrasında Budin'den İstanbul'a (Üç Güzeller) olarak anılan mitolojik heykeller getirmiş ve At Meydanında bulunan sarayına dikmiştir. Bu heykeller her ne kadar ilgi uyandırsa da bazı çevreler tarafından “put” olarak görülüp hoş karşılanmadığı için kalıcı olamamıştır. Bu heykellerin yanı sıra, Budin'den bazı Doğu ve Batı düşünürlerinin eserleri İstanbul'a getirilmiş ve kütüphane oluşturulmuştur. Bu eserler Macar kralı Matthias Corvinus'un kurduğu geniş kütüphaneden savaş ganimeti olarak elde edilmiştir. Süleyman bu yönüyle Osmanlı kütüphane kültüründe etkili ve önemli bir padişah olarak yer alır.
  • Ayrıca Matrakçı Nasuh gibi minyatür alanında önemli isimlerde bu dönemde yer almıştır. Yine Mimar Sinan'ın bıraktığı Süleymaniye Camii gibi mimari eserlerde de oldukça yoğun bir sanatsal doku vardır.

Hazine

  • Sultan Süleyman tahta geçtiğinde babasından oldukça dolu bir hazine devralmıştır Kanuni Sultan Süleyman döneminde sadece Sivas Eyaleti'nde (20 milyon altın) varken Avrupa'nın tüm altını (50 milyondu). Bu dönemde devletin askeri ve siyasi gücüne karşın, seferlere ve imar faaliyetlerine yapılan harcamalar ile hazine zayıflamaya başlamıştır. Fakat yinede devletin ekonomik gücünde ciddi bir düşüş görülmemiş, bu durum daha sonraki padişahların dönemine rastlamıştır.

Kaynakça

Basılı Kaynak

  • Mansel, Phillip (1998). Constantinople : City of the World's Desire, 1453–1924, New York: St. Martin's Griffin. ISBN 978-0312187088.
  • Clot, André (1992). Suleiman the Magnificent : The Man, His Life, His Epoch, Londra: Saqi Books. ISBN 978-0863561269.
  • Kinross, Patrick (1979). The Ottoman centuries: The Rise and Fall of the Turkish Empire, New York: Morrow. ISBN 978-0688080938.
  • Imber, Colin (2002). The Ottoman Empire, 1300–1650 : The Structure of Power, New York: Palgrave Macmillan. ISBN 978-0333613863.
  • Celâlzâde Mustafa Çelebi (Şubat 2011). Kanunî'nin Tarihçisinden Muhteşem Çağ, İstanbul: Kariyer Yayıncılık. ISBN 978-9944-300-59-9.
  • Sakaoğlu, Necdet (Nisan 2012). Süleyman, Hurrem ve Diğerleri: Bir Dönemin Gerçek Hikayesi.
  • Şablon:Dergi belirt
  • Şablon:Dergi belirt
  • Akgündüz, Ahmed; Özturk, Said (2011). Ottoman History: Misperceptions and Truths. IUR Press. ISBN 9789090261089.
  • Turnbull, Stephen R (2003). The Ottoman Empire, 1326–1699. Osprey Publishing Ltd. ISBN 9780415969130.
  • Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1983). Osmanlı Tarihi, II. cilt. ISBN 975-16-0012-X.
  • Kumrular, Özlem (editör) (2007). Muhteşem Süleyman, İstanbul: Kitap Yayınevi. ISBN 975-6051-77-1.